Kalkolitik Dönem ve Tunç Çağı

Anadolu’da Kalkolitik Dönem M.Ö 5.500 – 3.000 tarihleri arasında yaşanmıştır. Bu tarihleri söylesek bile örneğin: Aşıklıhöyük’te M.Ö 9000’e tarihlenen bakır malzeme bulunmuştur. Arkeolojide tarihlendirme yaparken, bulunan malzemenin yaş tayinine bakılarak bu dönem, şu dönem ayırmaktan ziyade, bulunan malzemenin yayılmasını, her yerde o malzemeden bulunması, malzemenin işlenebilmesi gerekir. Çağ isimlerinin verilmesinde bu önemlidir. Tarihlendirmelerde kullanım kastedilir.

Anadolu bu dönemde biraz sessiz, liderlik daha da çok Mezopotamya’dadır. Bu dönemde Bakır insan hayatına girmiştir. Kalkolitik dönem geçiş dönemi gibidir. Çok fazla olay yoktur. Neolitik dönemden sonra düşüşe geçilen bir dönem olarak adlandırabiliriz. Neolitik çok keyiflidir ama Kalkolitik keyifsizdir. 

Türkiye’de kalkolitik döneme ait çok yer görülmez. Hacılar – Burdur, Alacahöyük aslında Kalkolitik döneme ait buluntuların ama çalışmalar katman katman gidildiği için şu an mekanın Tunç Çağ’ına ait olduğu söylenir.

Kalkolitik döneme ait çıkan malzemeleri daha çok müzelerde görürüz. Bu dönem sessiz bir bekleyiştir. Kalkolitik dönem üç evrede incelenir: Erken, Orta ve Geç Kalkolitik olarak incelenir.

Makalelerde Kalkolitik Dönem; Doğu Anadolu, Orta Anadolu, Batı Anadolu Kalkolitiği olarak incelenir. Doğu Anadolu Kalkolitiği- Mezopotamya, Orta Anadolu Kalkolitiği – Neolitik Dönemin etkisi altında olan yerler, -Batı Anadolu Kalkolitiği – Direkt Kalkolitik dönemin etkisinde olan yerlerde görülür.

Kalkolitik Dönem, kentleşmeye doğru giden süreçte, ön kentleşmedir. Gelişkin tarım ve hayvancılık yapılır. Toplumda yönetici sınıf, zanaatçılar, din adamları grupları olmaya başlamıştır. Uzmanlaşmaya giden yol açılır. Anıtsal mimari başlar. Kentlerin etrafına surlar yapılmaya başlar. Gelişmiş sulama kanalları yapılmaya başlanır. Lüks malları üretip, değiş tokuşla satılmaya başlanmıştır. Bu dönemde deniz aşırı ticaret başlamıştır. 

HACILAR, BURDUR

Kalkolitik Dönemde altın çağ yaşamıştır. Kerpiç, düz damlı evler bulunur. Yerleşimlerinin etrafını çevreleyen surlar yapmışlardır. Neolitik dönemdeki barış ortamı, bu dönemde bitmiştir. İnsanlarda kendilerini savunma açısından korudukları görülmektedir. Ev avlusu vardır. Yerleşim yerlerinin orta kısmında kutsal sayılan işlik bulunur.

Bu devirdeki insanlar çanaklardaki motiflerde toprak desenli, kırmızı renkleri kullanmışlardır. Kalkolitik dönemde M.Ö 1000’li yıllara kadar Anadolu’ya has çanak çömlekler vardır. M.Ö 1000’li yıllardan sonra ise geometrik desenler kullanılmaya başlanmıştır. Bu dönem Anadolu’nun Helen kültürü etkisine girdiği dönemdir.

Burdur’da bulunan Hacılar Müzesi en keyifli müzelerden birisidir. Avrupa’nın en iyi küçük müzelerden birisi seçilmiştir. İki katlı bir müzedir.

TUNÇ ÇAĞI 

M.Ö 3.000 – 1.200 yılları arasında yaşanmıştır. Kalkolitik Dönemden sonra şahlanışa geçilen dönemdir. Orta Anadolu’da bu döneme ait yerleşim yerleri yığılmıştır. Sebebi: Kuzey İç Anadolu maden açısından zengindir. Bu madenlerin kullanılması bu devreye geçmeyi kolaylaştırmıştır.

Neden Tunç kullandı? Tunç kolay işlenir, uzun süre dayanır. Tunç silah demektir. Silah ordu demektir. Ordu devlet demektir. Devlet yönetici demektir. Yönetici demek yeni ülkeler fethetmek demektir. Tunç Çağı insanlık açısından çok önemli evrelerden birisidir.

Tunç; bakır ve kalay birleşmesi ile oluşur. Bu madenleri bulabilmek için ticaret yapmak gerekmekteydi. Bu dönemde Akdeniz’de deniz aşırı ticaret yapılmaya başlanmıştır. Afganistan’dan, Kıbrıs’tan Anadolu coğrafyasına maden taşınmıştır. Bugünkü Kıbrıs ismi İngilizce Cyprus denir. Cyprus ise copper yani bakır isminden geldiği söylenir.

Dünyanın en eski batığı nerededir?
M.Ö 14. y.y da batan gemi Uluburun’da bulunmuştur. Antalya’nın Kaş ilçesinin 8 kilometre açığında bulunan batıkta, bakır – kalay külçeler, birçok değerli eşya bulunmuştur. En değerli parçalardan birisi Mısır Kraliçesi Nefertiti’nin mührüdür. Günümüzden binlerce yıl önce insanlar ticaret yapmaya başlamış, birçok uzak ülkeden ticari eşyalar alınıp satılmaktaydı.

Bursa Bıçak Müzesi…Bıçağın Mahir Ustaları

BURSA BIÇAK MÜZESİ

Türk kültüründe madencilik ve demircilik yaygındır çünkü sürekli savaşlar yaptıkları için kılıç, kalkan gibi aletler üretmekteydiler. Türk dünyasında demircilik tarih olarak M.Ö 7000’li yıllara dayanır. Türkler metal işlemeciliğinin her dönemini yaşamıştır.

Bursa tarih olarak çok eski yıllara dayanmaktadır. M.Ö 10.000’li yıllara kadar dayanan bu yerleşim yeri, tarih boyunca birçok kültüre ev sahibi olmuştur. Bursa şehri Osmanlı devletine başkentlik yapmasından dolayı silah üretimi ve demirciliğin merkezi olmuş, özellikle 93 Harbi (Osmanlı-Rus Savaşı), 1.Dünya Savaşı, Balkanlardan gelen göçler sonrasında gelen bıçak ustalarıyla bıçak kültürü gelişmiş ve artmıştır. Ankara Savaşında Osmanlı ordusunun silahları Bursa’da üretilmiş; kılıç, kama, hançer gibi aletler yapan Bursalı ustalar, Çanakkale ve Kurtuluş savaşlarında da askerlerimizin ihtiyaçlarını karşılamışlardır.

2017 yılında Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından, iki sivil mimarlık örneği olan eski evler restore ettirilerek Bursa Bıçak Müzesine dönüştürülmüştür. Bursa Bıçak Müzesi, Bursa’nın merkezinde, Bursa Kent Müzesi’nin hemen güneyinde bulunmaktadır. Bursa Bıçaklarını yaşatmak amacıyla her yıl “Bursa Bıçakları Tasarım Yarışması” düzenlemektedir. Dereceye giren bıçaklar ise müzede sergilenmektedir.

Müze içerisinde; demirciliğin tarihsel süreci, Bursa bıçaklarının nadide örnekleri, Kafkas bıçak örnekleri, Neolitik dönemden kalan Obsidyen bıçak, Osmanlı Esnaf Teşkilatı (Ahilik) hakkında çarpıcı bilgiler, Bursa’daki bıçak sanatının tarihsel süreci, kılıçlar, farklı bölgelere ait kamalar ve hançerler, bursa çakıları bulunmakla beraber sapları; ahşap, boynuz, pirinç, mika, kemik, ceylan ağacı olan birçok bıçak örneği bulunmaktadır.

Avluda bulunan atölyelerde ustalar bıçak yapımını ziyaretçilere göstermektedir. Misafirler bıçaklar hakkında ustalara sorular sorabilir, interaktif bir şekilde bilgi edinebilmektedirler. Misafirler hediyelik bıçakları bu alanlardan satın alabilme imkanına da sahiptirler.

Tarih olarak Bursa’nın tarihinin eskiye dayanması, demirciliğin Türk kültüründe önemli olması ve Türklerin demir işlemedeki tecrübesinin yüzyıllarca eskiye dayanması, Bursa’da bıçak ustaların toplanması, Bursa Bıçağını özel kılmaktadır.

Günümüzde fabrikasyon birçok bıçak yapılmasına karşın, ustaların elinde el işçiliği ile şekillenen Bursa Bıçakları yapımı devam etmektedir. Kullanım alanlarına göre 150 farklı bıçak olduğu bilinmektedir.

Bursa Bıçağının Özellikleri: Keskindir, sapta yarık ve çatlak oluşmaz, namlusu sapla buluştuğu yerde düzgün durur, namlu ile sapın birleştiği yerde kesim hatası olmaz, sırt kısmı en uca kadar hafiften süzme olarak incelir. Namlu (kesme işlevi olan kısım) çeliği en esnek bıçaktır. Namlunun esnekliği yüksek ustalık gerektirir.

Bursa’nın kestane ağaçları meşhurdur. Kestane ağaçlarından yapılan iyi kestane kömürü bıçağın ısıl işleminde kullanılır ve bıçak iyi sulandırılmaktadır. Kestane kömürü Bursa’ya has bir kömürdür. İyi sulandırılan bıçak, daha keskin olur, çeliğe farklı bir sertlik vermektedir. Kaliteli çelik, mahir ustalarının elinde güzel işlendikten sonra eşsiz Bursa bıçakları ortaya çıkmaktadır.

Müze içerisinde bulunan elektronik kiokstan kendi bıçağınızı tasarlama ve bu tasarıya ait görseli kendinize online e-posta atma imkanınız bulunmaktadır. Ziyaretiniz sırasında bu  tasarım size güzel bir anı bırakacaktır.